h Dolar 8,4291 %-0.34
h Euro 10,0157 %-0.34
h BIST100 1.389,69 %-0.14
a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İLETİŞİMİN ALTIN KURALLARI

ad826x90
ad826x90

Selamlar dostlar;
Bugün iletişim ve aktarımlar üzerine düşünmek istiyorum sizlerle…
Kendimizle, bir başka kişiyle ya da bir grupla gerçekleştirdiğimiz iletişimlerde, ilk düşündüğümüz genellikle karşımızdakini kendi düşüncemize ‘ikna etmek’ oluyor. Buna da en kibar halimizle, ‘Ben sadece anlaşılmak istiyorum’ diyoruz. Aslında yapmaya çalıştığımız ise fikrimizi olduğu gibi kabul edilmek üzere karşımızdakine zerk etme gayretinden başkası değil.
İnsan bu ikna etme uğraşını, sahip olduğu bilgiyi karşı tarafa aktarma yoluyla, yani beyniyle yapmaya çalışır.
Fakat unutulan çok önemli bir konu vardır ki; insan kalbiyle harmanlamadığı bilgiyle bütün olamaz.
Kalbimizde özümsemediğimiz, en saf haline getirmediğimiz hiçbir iletiyi karşı tarafa sunamayız. Dolayısıyla kalbine dokunamaz, ‘ikna’ edemeyiz.
Gelin bununla ilgili bir masal anlatayım size ve aslında iletişimin ne kadar sade, ne kadar net ve uygun bir dille gerçekleştirildiğinde ne kadar işlevsel olduğunu birlikte görelim:

Evvel zaman içinde bir ülkenin kralı ile komşu ülkenin kralı arasında yıllardır süregelen bir savaş varmış. Bir gün kral çok hastalanmış ve komşu ülkenin kralından savaşın bitmesini istemeye karar vermiş. Bu arzusunu iletmek için ise yetenekli, kudretli, güvenilir, babalarının sözünden çıkmayan üç oğluna bazı emanetler vermiş. Kral, durumu anlatmak üzere yanına çağırdığı büyük oğluna, “Bu zamana kadar edindiğim tüm bilgileri sandıklara doldurup at arabasına yüklettim. İstediğin yoldan giderek bu sandıkları krala götüreceksin.” demiş. Ortanca oğluna, “Bu zamana kadar edindiğim bütün ikna ve diplomasi becerilerimi bir sandığın içine koydum. Bu sandığı atının sırtına yükleyip istediğin yoldan krala götüreceksin.” demiş. Küçük oğluna ise, “Bu kesenin içine niyetimi koydum. Tüy kadar hafif bu keseyi cebine koyup istediğin yoldan krala götüreceksin.” demiş. Üç prens de şafakla beraber yola koyulmuşlar. Yol ayrımına geldikleri bir noktada üç prensten büyük olanı; “Yolu uzatacak da olsa, arkasında bu kadar yüklü bilgiyi taşıdığım at arabamla bu düz patikadan gideceğim.” demiş. Ortanca prens; “Benim yüküm ağır değil, ben engebeli yoldan gidip bu yolu deneyimlemek istiyorum.” demiş. Küçük prens ise; “Benim çok önemli bir yüküm yok, zaten siz bilgi ve iknayı krala götürdükten sonra benim taşıdığım niyete gerek kalmayacaktır. O yüzden ben ormanın içinden gezerek gelmek istiyorum.” demiş. Günler sonra sarayın kapısına ilk ulaşan, at arabasıyla büyük prens olmuş. Ama ne yaparsa yapsın bilgi sandıkları kapıdan girmiyormuş. Sandıkların yerlerini değiştirmiş, evirmiş, çevirmiş, bazılarının içini boşaltmış, bir kısmını arabadan indirmek zorunda kalmış ve en sonunda bazı sandıkları kapının önünde bırakarak saraya girmiş. Ortanca prens, kendini vurduğu engebeli yolda bir mağaraya takılmış ve yolunu kaybetmiş. Belki bir yardımı olur düşüncesiyle sandığı açmış ve içinde su dolu bir şişe olduğunu görmüş. Bu suyu alıp yere dökmüş ve bakmış ki su, mağarada ilerleyebileceği en kolay yoldan akıyor. Suyun akışını takip ederek mağaranın diğer tarafından çıkmış ve o da saraya varmış. Küçük prens ise ormanın tadını çıkara çıkara ilerlemiş ve saraya ulaşmış. Üç prens de, kralın huzurunda babalarının çok hastalandığını, artık savaşı bitirmek istediklerini ve bunun için de kendisine babalarının hayatı boyunca edindiği tüm bilgilerini, tüm diplomasi becerilerini ve hislerini, niyetini getirdiklerini açıklayarak kralın kendilerine inanmasını beklediklerini belirtmişler. Kral; bilgi sandıklarına, boş su şişesine ve boş keseye bakıp, “Ben babanızın ne demek istediğini, sizi hangi niyetle huzuruma gönderdiğini bu keseden anladım. Kese benim için yeterli, geri kalanları götürebilirsiniz.” demiş ve iki ülke arasındaki savaş bitmiş…

Fark ettiğiniz gibi; büyük prensin götürdüğü tüm stratejik ve beşeri bilgiler, ne yaparsa yapsın karşıya tam olarak geçmedi. Bu bilgilerin tamamı beyin faaliyeti ile oluşmuş teknik bilgiler olduğundan, tek başlarına kalbe dokunmuyorlardı ve mahiyeti ne olursa olsun, karşıya aktarırken bir kısmı kapıda kalmaya mahkûmdu. Ortanca prensin götürdüğü diplomasi, yani su şişesi; su gibi akışkan, en çözümsüz sanılan noktalarda ilerleme kaydedilebilecek yolları bulmak, anlaşmaya varmak, karşımızdaki kişinin zihin koridorlarına en derine ulaşabilmek için gerekli bir beceriydi. Fakat en önemli olanı, küçük prensin önemsiz olduğunu zannettiği niyetti… Hasta kral, daha niyetini koyduğu keseyi oğluna uzatırken komşu ülke kralının kalbine dokunmuştu aslında. Temiz bir niyetle, tüm kalbiyle derdini anlatarak hislerini muhatabına duyurmuş, onu etkilemeyi başarmıştı.

Niyetimizin karşı tarafın kalbinde algılanacağını ve bu algıya göre yorumlanacağını bilmemiz, kendimizi en temiz duygularla açmamızı gerektirir.
Bütün huzursuzluklar, isyanlar, devrimler; insanların kalplerine sindiremedikleri olaylara tepkisinden doğar.
Kalbin seni onaylayacak ki beynin ve bedeninle bir bütün halinde aktarabileceksin kendini.
İşte o zaman ilave bir çaba olmaksızın ‘anlaşılabilme’ arzuna ulaşacaksın.
Özünü ortaya koymak için kesip biçmen, şekillendirmen gereken bilgin, karşına çıkan engelleri aşmak için geliştirmen gereken sosyal becerilerin ve halis niyetin…
İşte iletişimin altın kuralları…
Kalbin temiz, yolun aydınlık olsun…
Sevgiyle kal…

ad826x90

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.